DİLEK AĞACI OLARAK TRT ANKETİ Mİ?

Son birkaç yıldır Eylül – Ekim ayları ile beraber Eurovision takipçileri ile Eurovision’da kendi “starlarını” görmek için küçük parmağını bile feda edebilecek durumda olan muhtelif yeni yetme starların fanları cephesinde hummalı  bir telaş dikkatlerden kaçmıyor.  Tıpkı sünnet ya da düğün mevsiminde konvoyların ilk durakları olan  civar semtlerdeki  türbe/yatır ziyaretlerinin ritüellerini anımsatan bu hareketliliğin çıkış noktası,  türbelerin bahçesindeki ağaçlara ya da duvarlara “dilekler gerçek olsun” babında asılan kumaş parçalarının işlevinden aslında farksız değiller.   

2000lerin ilk yarısını uğursuz ve kimsenin hatırlamak istemediği bir ülke finali ile tamamlayan TRT, 2006 ile birlikte en nihayetinde  Sertab – Athena hattıyla Top 5  halkasına yeni dereceler eklemek ve ulusal  finallerin çıkmaz sokağından kurtulmak için, çok doğru bir hamle ile “keskin bir U dönüşü”  gerçekleştirerek “görevlendirme”  sapağına direksiyonu kırmıştı. Bu “asıla dönmenin”’ karşılığı elbette başarı oldu ve Helsinki’de Kenan Doğulu ile başlayan, mor ve
ötesi, Hadise ve Manga ile artarak devam eden  bir başarı ivmesi  ile Türkiye ve dolayısıyla TRT,  yeniden Eurovision’da  ilk 5’in ortağı haline geldi. 2003’de uygulanan bu “devrimsel  yeniliğe”’ 2006’da dönüşün  2007’de küçük bir getirisi de oldu kamuoyu için: “TRT ANKETİ”.

Son yıllarda mütemadiyyen  Eylül sonu ve Ekim başlarında halkın nabzını tutmak ya da görüşlerini almak amacıyla açılan TRT Anketinin, bugün her ne kadar Björk, Emilliana Torriani ya da Sigur Ros gibi ülkenin en büyük ve uluslararası ikon ve starlarına yer verse de, Top 30 listesiyle aslında bir “dayatmanın seçimini yapmakta” olan İzlanda Televizyonu RUV’unkinden daha demokratik bir fikir alma yöntemi olduğu su götürmez. Bugün Eurovision ile oturup kalkan  sayısız fan ve onlar kadar olmasa da her Mayıs ayında ekran başına kilitlenerek takip eden izleyici kitlesinin basit bir E-mail ile isteklerini iletebilme konforuna sahip olmaları elbette başlıbaşına bir güzellik. Ancak, TRT’nin sağladığı bu demokratik fikir alışveriş mantığını yarışmada kendi favorilerini görmek için çıldıran bir avuç fan ve ESC sahnesi görmeden kariyerini bitirmemekte kararlı “gönüllü gidicilerin” adanmış fanatiklerinin , muhtelif kanallar vasıtasıyla organize bir şekilde  bu fırsatı PR çarklarında öğütüp hiçbir temsil değeri olmayan bir “çoğunluğun, halkın ya da kamuoyunun” genel düşüncesi babında manipüle ederek lanse etme çabalarının zavallı gülünçlüğünün her yıl nasıl duvara tosladığını ibretle izlememize rağmen, yenilgiye doymayan pehlivan misali bu beyhude çırıpınışların ister istemez Time dergisinin ya da UEFA’nın muhtelif anketlerinde olduğu üzere, kollektif bir  tek noktadan düğmeye basmacılığın gözlerimizin içine soktuğu bu istismarı bir çeşit geçersiz oya dönüştürüp, çöpü boylamasının hazin sonu gibi bittiğini anlamaları için daha kaç sonbahar geçmesi gerekecek?

Ez cümle ile bu anketi TRT’nin de işini kolaylaştıracak şekilde ütopik histerilerden uzak ve TRT’nin bugüne kadar ki seçimleri ve kurumsal tercihlerini göz önünde bulundurarak, bugünün %50 Jüri – % 50 televote gerçekliğini mutlak surette dikkate alarak, hem televoter’ı, hem de ülke başkentlerindeki jürileri tavlayacak bir şarkı kotarabilecek potansiyele sahip, sahnede sanatçı kişiliğinin ağırlığını, karizmasını ve sahne için yaratıldığını hissettirecek bir temsilcinin adını elektronik postaya iliştirmek, hem başarı serimizin istikrar kazanmasına, hem de bu sayede  önümüzdeki yıllarda birincilikle taçlanacak bir sürece katkıda bulunmak için kuşkusuz değerli olacaktır. Realite ve mantık yoksunu, kişisel duvar posterlerindeki sahte idollere kurtarıcı misyonu yükleyen fanların, etlerine butlarına bakmadan hayranı oldukları “starları” birer Celine Dion, Johnny Logan gibi tasvir edip, Türkiye’nin Lena’ya ya da Rybak”a cevabı olarak hayal ederek, TRT’yi mail bombardımanına tutarak dileklerinin aslında ağaçların kurumuş dallarında rüzgardan uçmayı bekleyen işe yaramaz bir bez parçası kadar karşılıksız kalacağını söylemek fazla mı ağır olurdu?