HELLO EUROPE, THIS IS BAKU CALLING!

Herkese Bakü’den selamlar…

Provalar bir hafta önce başladı. Biz de Ogae Türkiye olarak dün akşam saatlerinde Bakü’deki yerimizi aldık. Önümüzdeki 8 gün boyunca sizi buradaki provalardan, partilerden, basın merkezinden, basın toplantılarından, Bakü’den, insanlardan, kısacası her şeyden haberdar edeceğiz.

Dünkü yolculuğumuzu Azerbaycan Hava Yolları Azal ile gerçekleştirdik. Uçakta verdikleri yemekler pek damak tadımıza uygun değildi aslına bakarsanız. Aynı soydan gelip, neredeyse aynı dili konuşan iki ülkenin arasında bu kadar değişik yemek kültürü olması doğrusu beni fazlasıyla şaşırttı ya da üzdü diyelim. Aslında üzüntüm biraz da önümüzdeki 9 gün boyunca ne yiyeceğimi kestiremememden kaynaklanıyordu.

Geçen sene Almanya’da olduğu gibi bu sene de havalimanında Eurovision standı vardı. Stantda haritalar ve bize yardımcı olabilecek kişiler var. Havalimanından çıktığınızda sizi Londra tarzı taksiler karşılıyor. Taksilerin içi inanılmaz güzel ve geniş. Bu taksiler sadece Eurovision için getirilmiş ve içlerinde taksimetre var! Evet doğru; bu şehirde taksimetresi olan taksi bulmak çok zor, hatta neredeyse imkansız. Bu yüzden bu taksiler biz Eurovision fanları için çok önemli cidden.

Otelimize yerleştikten sonra kendimizi hemen Crystal Hall’a attık. Crystal Hall’un çevresi güvenliklerle sarılmış bir halde. Güvenlikleri geçtikten sonra ise inanılmaz bir yürüme mesafesi var;  yani gerçekten kabus gibi!..

Akreditasyon kartlarımızı aldıktan sonra basın merkezine gitmek istedik ancak başaramadık.  Çünkü burada çalışanların çoğu olan bitenden habersiz. Press Center’a bir türlü ulaşamayınca, Euro Club’taki San Marino – İsviçre ortak partisine gitmek üzere “shuttle”a bindik. Euro Club iki katlı. Alt katında yemek yemek için bir alan var, üstte ise partilerin yapıldığı bölüm. Bu bölüm inanılmaz büyük. Hatta geçen senenin iki katı kadar desem yeridir. Bir de aynı salon içinde özel bir bölüm yapmışlar ve bu bölümde delegasyonlar oturuyor; yani ancak sanatçılar aşağı inmek isterlerse onları yakından görebiliyorsunuz. Şöyle bir geçen seneyle kıyaslarsak, nefes alacak yer fazlasıyla var ancak dansçılarla yan yana olacak, dans edecek fırsat pek yok.

Dün geceki parti fazlasıyla sıkıcıydı. Önce sahneye İsviçreli grup Sinplus çıktı. Onların sahnede olduğu sürece hiçbir sorun yoktu, her şey çok eğlenceliydi. Çünkü sahnedeki enerjileri ve şarkıları keyif veren cinsteydi. Hatta Yunanistan temsilcisi Eleftheria Eleftheriou da kendini tutamayıp sahne önüne gelerek dans etti.

Her şey San Marino’nun partiyi ele geçirmesiyle başladı. Valentina sahneye çıkmadan önce yaklaşık bir on kere “Social Network” çaldı. Bir de bir yarışma yapılmış “Social Network” için. Avrupanın bir çok ülkesinden gençler amatör klip çekmişler ve bu klipler içinde kazanan Türkiye olmuş. Üstelik Trabzon’daki bir lisenin öğrencileri çekmiş bu klibi.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=IWaEPl97MlU&w=640&h=360]

Partinin büyük kısmını Social Network dinleyerek geçirdikten sonra San Marino dan gelen “dj”ler sahneyi aldı. Yani hâlâ Euro Club’ta Eurovision şarkıları çalınmıyordu ve kimse eğlenmiyordu. Herkes kendini dışarı attı. Sigara içilen bölümde adım atacak yer kalmamıştı. Sigara içmeseler bile insanlar orada duruyordu. Bir de çoğu televizyon kanalı sanatçılarla röportajlarını bu bölümde yaptı. Örneğin İsrail… İsrail ekibinden bahsedecek olursak… Çok eğlenceliler; yani nasıl desem, aslında tuhaflardı. Kendi kafalarına göre hareket eden tiplerdendiler. Yarın Euro Club’ta onların partisi olacak. Gerçekten merakla bekliyorum 🙂

Bugünden bahsedecek olursak… Bugün sabah 11’de provalar başladı. İlk prova Slovenya’dan geldi.

Eva Boto 16 yaşında olmasına rağmen inanılmaz bir sese sahip.Yarı finalde şansı nasıl olacak bilemiyorum ama yetenekli olduğu gerçeği var. Buradaki tepkilerse pek aşırı değil ona karşı.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=qCs4i09lpLo]

Eva Boto nun hemen ardından Nina Badric aldı sahneyi. Provası fazlasıyla kalabalıktı. Tepkiler güzeldi. Sahne şovu çok aman aman olmasa da, şarkının ağırlığına uygundu. Ses performansından bahsetmeye ise gerek bile yok bence.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=OtCboSVwO4o]

Ve İsveç… Buradaki fanların, basının en ama en büyük favorisi diyebiliriz… Provalarda, basın toplantılarında her yer tıklım tıklım oluyor. Fazlasıyla ilgi var. Her şeyi geçtim, izlediğinizde tüylerinizi diken diken eden bir başka performans daha yok bu sene. Hâlâ etkisinde olduğumu söylemeliyim. Ve eminim 24 ve 26 Mayıs’da da Eurovision’u seyredenleri de aynı şekilde etkisi altına alacak!

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=zJUbuilyYGk]

Gürcistan’da ise havalar pek iyi değil diyelim.. Provalarda parmakla sayılacak kadar az insan vardı. Bu, basın toplantısı için de geçerli. Anri inanılmaz bir sese sahip gerçekten ancak şarkısı çok karmaşık. Belli bir ritim yok, sürekli başka yönlere gidiyor. Sahne şovu da aynı şekilde… Sürekli bir şeyler giyip çıkarıyorlar. Anri oradan oraya gidip duruyor, bir piyano bir davul çalıyor. Karma karışık, yorucu bir gösteri. Sanırım bu sebeplerle de insanların pek fazla ilgilisi yok.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=usXJcSFs_hQ]

Ve gelelim Can’a…
Dünkü partide Can’ın menajeri Ece ile konuştuğumuzda birkaç ipucu verdi bize gösteriyle ilgili. Peki bugünkü provada ne gördük? Tek fark pelerinlerdi. Evet bugün provada bunu gördük ama acaba her şey bu kadar mı? Hayır değil. Henüz asıl kıyafetleri ve bazı sahne efektlerini görmediniz!Bence en büyük değişiklik Can’ın sürekli kameralara bakması. Siz bu görüntüleri izleyemiyorsunuz ancak, asıl televizyonda görünecek çekimlerde Can kameralara oynuyor ve bunu çok iyi bir şekilde yapıyor gerçekten.Bize karşı olan tepkilere gelecek olursak… Maalesef söylemeliyim ki, İsveç kadar değil. Bunun kıyasını yapabilmenizin en kolay yoluysa, Can provada olduğu süre içinde İsveç’in basın toplantısının olmasıydı. İsveç’in toplantısı tıklım tıklım doluyken, Can’ın provasına “eh işte” diyebiliriz. Ama şöyle de bir durum var ki, Can’ın basın toplantısı fazlasıyla ilgi gördü. Sorular, espriler, Can’ın sempatik tavırları ve cevapları herkesi etkilemeye yetti diyebilirim. Ben final şansımızın olduğunu düşünüyorum ve yanılmayacağımı da umarım.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=wlsWgepVMSk]

Ve Almanya… Roman Lob her anlamda harika biri gerçekten. Muhtemelen bu düşüncemde tek değilim çünkü İsveçten çok daha fazla ilgi gören bir prova ve basın toplantısı yaşandı. Basın toplantısında ne kadar tatlı ve sempatik olduğunu fazlasıyla da kanıtladı bizlere. Delegasyon ekibi de Roman kadar tatlılar ve ilgililer. Umarım finalde iyi bir derece alır.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=xUVgA0EWTno]

Fransa da fazla ilgi toplayanlardan biriydi, hem provada, hem basın toplantısında. Bana kalırsa güzel bir şarkıya ve şova sahip değil ama burada basının fazlasıyla ilgisine sahip.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=Ns9wseiIWtI]

İtalyan Nina Zilli ise San Remo’daki havasını, tarzını, duruşunu değiştirmemiş. Aynı asillikle sahnede duruyor. Benim bu seneki favorilerimden ve umarım kazanır.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=E5KYhWoLv3M]

Azerbaycan ise Sabina Babeyeva ile sahneyi yıkıyor desem yeridir. Ses, duruş, her şeyiyle harika. Eğer geçen sene kazanmasalardı, bence bu sene için de şansları vardı.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=8T0nWrdgcdo]

İspanyalı Pastora Soler’i dinlerken sanki “mp3” dinliyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Çok temiz ve içinize dokunan bir söyleme tarzına sahip. Derecesi nasıl olur bilmiyorum ama bugün canlı seyrettikten sonra şansına güvenmeye başladım.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=zlmFzHc7BHc]

Ve Engelbert Humperdinck… Yaşına rağmen performansı, sesiçok iyiydi. Hele kameralara bir oynayışı var ki, bakışlarıyla sizi etkilememesi imkansız.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=ScI0luNEo10]

Şimdi Euro Club’a Açılış Partisine Gidiyoruz Yarın Sizlere Parti Dedikodularını Ve Provaları Aktarmaya Devam Edeceğim.

Helin Ege Tok