YÜKSEK SADAKAT ONİKİPUAN’A KONUŞTU: “VOTE FOR ROCK’N ROLL”

Yüksek Sadakat, Dusseldorf öncesi son röportajını Onikipuan’a verdi. Hakan Yalçınkaya’nın sorularını yanıtlayan grup üyeleri, Eurovision’a hazır. İşte o röportaj!:

Bize grup elemanlarını tanıtıp ve grubun doğuş hikayesini anlatır mısınız?
YÜKSEK SADAKAT: 1997 yılında Kutlu Özmakinacı tarafından temelleri atıldı. Zaman içinde değişen müzisyenler oldu. 2007 yılında şuanki kadrosuna ulaştı. Vokalde Kenan Vural, gitarda Serkan Özgen, basta Kutlu Özmakinacı, tuşlu çalgılarda Uğur Onatkut ve davulda Alpay Şalt’tan oluşuyor.

Bugüne kadar yaptığınız albümlerden ve müzikal anlamda hedeflerinizden bahseder misiniz?
YÜKSEK SADAKAT: Grubun kendi adını taşıyan ilk albümü 2006 yılında çıktı, bu albümde yer alan “Belki üstümüzden bir kuş geçer” şarkısı ise grubun çok çabuk tanınmasını sağladı, o yıl radyolarda en fazla çalınan şarkı olmayı başardı. 2008 yılında iki eleman değişikliği ile ikinci albümünü çıkaran gurup bu albümden de 4 parçaya video klip çekerek 2 yıl boyunca konserler verdi. Yeni albümünü bitiren gurup tam yayınlama arifesinde TRT’den Eurovision teklifi gelince bu çalışmasına ara vermek zorunda kaldı, yani YS’de dur durak yok  Proje çalışmalarını da aksatmayan YS, Ezginin Günlüğü saygı albümünde, Uzay Heparı anısına yapılan “Sonsuza” adlı albümde ve Nilüfer ile 12 Düet albümlerinde birer parça yorumladı. Hedefimiz hep daha iyisini yapmak için çalışmak,çünkü biz çok severek müzik yapıyoruz.

Yaptığınız müziği bize nasıl tarif edersiniz?
YÜKSEK SADAKAT: Yüksek Sadakat müziği dar çerçevede Türkçe Rock olarak sınıflandırılsa da gurubun güçlü sözleri ve rock müziğin birçok alt kategorisini bünyesinde toplamayı başarmış bir yapısı var. Yurtdışında AOR “Adult oriented rock” kategorisi mevcut, sanıyorum en uygun tanım bu olur. Ayrıca müzik yazarı arkadaşımız Tolga Akyıldız’ın sözleriyle “Doğu’dan bakınca batılı, Batı’dan bakınca doğulu “ tanımlaması da çok yerinde.

Eurovision size bugüne kadar ne ifade ediyordu? 1975’ten beri bu yarışmayı Türk izleyicisi takip ediyor. Şimdi çocukluğunuzdan bugüne kendi Eurovision hikayenizden bahseder misiniz?
YÜKSEK SADAKAT: Türkiye’de Eurovision Şarkı Yarışması katıldığımız ilk günden itibaren hep gündemde olmuştur. Aslında yarışmanın kendisinden çok katılan parça veya seslendiren sanatçı etrafında dönüp durmuş, magazin basınının favori etkinliği olarak da bu önemli yerini korumuştur. Tek kanallı Televizyon yayını döneminde bir aile eğlencesi iken kanal sayısı artınca geri plana düşmeye başlamıştır. 90’lı yıllarda sadece ülkemizde değil dünya’da da popülaritesi azalmış 2000 ‘li yıllarda ise tekrar dirilmiştir. Müzikle az çok ilgilenen her genç gibi bu büyük müzik organizasyonunu takip ederdik, müzik türü ayrımı bilincinin kafamızda oluşmadığı yıllarımızda giden sanatçılar arasında pek ayrım gözetmez her katılanı alkışlardık. Yıllar geçtikçe algımızda değişiklikler oldu tabii ki, rock müzik dinleyen gençler olarak pop müzik icra edenleri kendimize çok da yakın görmezdik. Beni ekran başında çılgınca alkışlatan ilk parça Klips ve Onlar’ın HALLEY parçası olmuştu. Malum KLIPS bir rock gurubuydu ve gurubun kurucusu GÜR AKAD rock camiamızda bir ikon’du. Gür Akad’ı o sahnede gördükten sonra ben de bir gün o sahneye çıkabilir miyim diye hayal kurmaya başladım ve hayalim gerçekleşti 

Eurovision’u müzikalite, format açılarından değerlendirir misiniz?
YÜKSEK SADAKAT: Yarışmanın formatı yıllar içinde zamana ayak uydurarak değişmiştir. 70’li yıllardaki müzikalitesi halen saygı görmektedir zaten en çok hatırlanan parçaların çoğu da o döneme aittir. Sonraki yıllarda ise müzikal yapısından çok bir televizyon eğlence programına dönüşmüştür. Giderek görsellik ön plana çıkmaktadır. Bunu da yadırgamamak lazım çünkü artık müzik dinlenmekten daha çok seyredilir hale geldi. İkisini iyi bir şekilde birleştirmeyi başaranlar iyi sonuçlarla dönüyor.

Bugüne kadar favoriniz olan Eurovision tarihinden şarkılar nelerdir, hem diğer ülkeler ve hem de Türk şarkılarından?
YÜKSEK SADAKAT: Ortak favorilerimiz hemen hemen aynı, Semiha Yankı, 5 yıl önce 10 yıl sonra, Klips ve Onlar, Ajda Pekkan, MFÖ, Şebnem Paker, Sertab Erener, Athena, Mor ve Ötesi ve maNga. Yabancılardan ABBA , Bucks Fizz, Ding-A-Dong (Hollanda), A-ba-ni-bi (İsrail), Johnny Logan ,LORDI…

Özellikle 2003 yılından bugüne kadar Türkiye Eurovision’un en başarılı ülkelerinden ve hem Avrupa’da ve hem de Türkiye’de beklentiler Türkiye adına yüksek. Bu sizi endişelendiriyor mu?
YÜKSEK SADAKAT: Hayır tam tersi,Türkiye’nin bu başarısı katılan gurup yada sanatçıya daha fazla ilgi gösterilmesini ve Merak uyandırmasını sağlıyor,bu da ön tanıtım için çok faydalı.

Bu yıl rakibiniz olacak diğer şarkıları dinlediniz mi ve favorileriniz mevcut mu?
YÜKSEK SADAKAT: Evet ağırlıklı olarak kendi yarı final gurubumuzdaki parçaları dinledik. İlk dikkatimizi çekenler Arnavutluk, Azerbeycan, İrlanda, Norveç, Sırbistan, Ermenistan, Yunanistan, Estonya, Malta, İsveç, İngiltere, San Marino, Romanya ve Danimarka oldu.

Eurovision şarkılarının yarışma esnasında izleniyor ve oylanıyor olması sebebiyle ilk dinleyişte sihirini yansıtması gerekiyor. Bu bağlamda şarkı hazırlığında Eurovision için özel formüller gerekir mi ve siz bunun yansımasını yaşadınız mı ve uyguladığınızı düşünüyor musunuz?
YÜKSEK SADAKAT: Haklısınız, biz bunu düşünerek parçamızın zor algılanmaması için uğraştık. Zaten 3 dakika gibi kısıtlayıcı bir süre var, parçamızın orjinali 4.20 civarındaydı. İngilizce sözlerimiz averaj dinleyicinin anlayabileceği sadelikte, ritmik yapımız çok kuvvetli bu da insanların zıplayarak dans etmesine yardımcı oluyor  Bunun üzerine sürpriz bir sahne şovu eklenecek, bu da yarışmanın görsel tarafını destekleyen bir çalışma olacak.

Eurovision’da gelecek bir başarının kariyerinize nasıl bir etki yapacağına inanıyorsunuz?
YÜKSEK SADAKAT: Sanıyoruz yurtdışında da konser verebilmemizi kolaylaştıracaktır. Biliyorsunuz etiket çok önemlidir, albüm kapaklarına bile renkli bir etiket yapıştırılır “falanca yılın Eurovision birincisi “ gibi  Yarışmadan önce sadece ülkesinde adı duyulmuş bir gurubu o gece 125 milyon insan seyrediyor, bu çok büyük bir güç ve doğru kullanılırsa uzun yıllar işinize yarayabilir. Tabii tam tersi de olabilir, rahmetli Çetin Alp üstün sesi ve bütün kariyerindeki güzellikler yerine Eurovision sonuncusu olarak etiketlendi, bu bizi gerçekten çok üzüyor ama yapacak bir şey yok.

Everyway that i can, For Real, We could be the same, Düm tek tek gibi örnekler sanatçıların kendi müzikal hayatlarında da mihenk taşı sayılabilecek eserler. Sizce Eurovision’da yarışıyor olma yükü, sanatçıları daha iyi işler yapmak yolunda olumlu anlamda baskı altına alıyor mu?
YÜKSEK SADAKAT: Her sanatçı kendini aşmak ister. Türkiye adına Eurovision’a katılmak çok önemli ve özen isteyen bir sorumluluk. Bu sorumluluk gerçekten üretirken çok daha titiz ve detaylı düşünmeyi tetikliyor. Biz TRT için 3 parça hazırlamıştık, şimdi o günleri düşünüyorum da inanın uykumuzda bile rahat olamıyorduk, her gün stüdyo’da saatlerce sadece konuştuğumuzu hatırlıyorum, o günleri çok yoğun yaşadık. Şimdi içimiz çok rahat.

Eurovision’da yarışmak müziğinizi duyurmak için mi yoksa ülkenizi temsil etmek için mi sizi daha çok heyecanlandırıyor ya da mutlu ediyor?
YÜKSEK SADAKAT: Kesinlikle ülkemizi temsil etmek. Bu sanki milli takıma çağrılmak gibi bir duygu, alınacak sonuç hiç mi hiç etkilemez bunu, bu onuru yaşamış olmak çok daha önemli bizim için. Düşünsenize siz köşenize çekilmiş müziğinizle uğraşırken size bir görev veriliyor ve bu görev sizin şimdiye kadar yapmış olduklarınız sebebiyle veriliyor, biz müziğimizi yaparken demek ki birilerine ulaşabilmişiz ve beğenilmişiz, bu çok çok güzel bir duygu.

Promosyon turu yapmayı düşünüyor musunuz? Yarışmaya kadar yapacağınız hazırlıkları planladınız mı ve müzik şirketinden bu konuda destek alacak mısınız?
YÜKSEK SADAKAT: Promosyon turlarımızı bitirdik, artık 1 Mayıs’dan itibaren Düsseldorf’da sahne şovumuz için çalışmaya başlayacağız.

Klibinizin teması hakkında ipuçları verebilir misiniz? Klibin ve şarkının Avrupa müzik kanallarında yer alması için herhangi bir çalışma içerisinde misiniz?
YÜKSEK SADAKAT: Evet klibimiz promosyon kitinin içinde tüm Avrupa’ya dağıtıldı. Promosyon turu sebebiyle gittiğimiz ülkelerde yayınlandı. Klibimiz eski Rock kliplerinde çok rastlanan bir klişeye dayanıyor. Rock gurupları genelde canlı performans içeren klipler severler. Fakat bu Eurovision standartlarına çok uygun değil, biz de işin içine nasıl bir espri katarsak daha iyi olur diye düşünürken yönetmenimiz “Ketche” ve menajerimiz Afşin Akın klipte gördüğünüz sahneleri hayal etmişler. Biz de bu fikri çok eğlenceli bulduk, yaşı 40 civarı olan dünyadaki tüm rockcılar için de hiç yabancı değil.

Her ülkede yüzlerce Eurovision fan kitlesi mevcuttur. Siz de Ogae Türkiye ile görüş alışverişinde bulundunuz mu, Eurovision için çok büyük sayıda fan kitlesinin olması sizi şaşırtıyor mu?
YÜKSEK SADAKAT: Tabii ki bulunduk. Onlarla buluştuk, promosyon tunemizi ve detaylarını paylaştık. Onlar bize birçok konuda destek oldu. Yurtdışında da fan gruplarıyla tanıştık, röportajlar verdik, hatta konserlerine bile katıldık. Bu kadar çok sayıda üyesi olması bizi yurtdışındaki faaliyetleri gördükten sonra hiç şaşırtmadı

Okuyucularımız için bir mesajınız var mı?
YÜKSEK SADAKAT: ‘Vote for Rock’n Roll’ ‘Vote for Turkey’ diyebiliriz…

Röportaj: Hakan Yalçınkaya (Onikipuan.com)